Utanç ve Gurur Üstüne Kısa Bir Denemedir

Bazi sevgililerimiz, arkadaşlarımız ya da tanıdıklarımızı kendimize has hissettiğimiz bazı ortamlarımıza sokmak istemeyiz. Çünki onlardan, onları onlar yapan ya da belki de daha doğrusu onların onlar olmasını engelleyip onları onlar yapmayan fakat onların ta kendisi olan onlardan yani kimi dışsal veya içsel özelliklerden ötürü utanırız. Vasıfsızdırlar, yeteneksizdirler, düşük statüdedirler, kalçaları büyüktür, memeleri küçüktür, korkaktırlar, evleri sobalıdır, ayakkabıları yırtık, tişörtleri markasızdır, kekemedirler, cücedirler, burunları büyük, dişleri yamukturlar vesaire vesairedirler. Tam tersi pozitif saýılabilecek özelliklere sahip olduklarında da onları neredeyse bağırabağıra yanıbaşımızda sergilemek isteriz. Örneğin “falanca mimar ile dün akşam yemek yedik, xx müzisyen arkadaşımdır, yy sinemacı da. bb hakimle yediğimiz ayrı gitmez” gibi. Bir bakıma canhıraş bir biçimde statülerini transfer ederiz. Zayıflıkları bize kâr getirmez, lakin güçleri güçsüzlüğümüze güç, gücümüze de güç katar; biliriz.

Aslında meselenin özü şu: Onların utanılacak bir yanları yoktur da, yalnızca gurur duyulacak bir yanları yoktur. Bu da bizi şuna götürür: Doymamış, natamam, mevcut maddi ve manevi kendinden hoşnut olmayan, yetersizlik hissiyle boğuşan, başarısız, güçsüz, öfkeli ve hırslı insanlara. Tehlikeli insanlara. Tehlikeli insanlar bir tür. Genel olarak kendileri eksik olduklarından yanlarındakine aksesuar gibi davranıp, bu eksikleri öylece ne ise ihtiyaçları ona göre onların nitelikleriyle tamamlamaya, kapatmaya çalışırlar. Kendileri çirkinse güzeli, fakirse zengini, cahilse bilgiliyi almak isterler yanlarına. Hasılı ormandadırlar, gecedir, soğuktur ve yaralıdırlar. Aksesuar saydıkları sevgili, arkadaş, tanıdık her neyse yaralarını kapatmıyor, iyileştirmiyorsa da derinleştiriyordur. Orada öylece yanıbaşlarında cerehat misali akmaktadır. Dolayısıyla cerehat uzaklaştırılmalı, yok edilmelidir. Pamuk Prenses masalında kötü kalpli cadı nasıl ki Ayna ona senden daha güzeli var dediğinde aynayı kırıyorsa o misal hani. Tekrarlayalım, yanıbaşımızdan bazan savuşturmak istediklerimizin utanılacak bir yanları yoktur da, sadace gurur duyulacak bir yanları yoktur. Esasında kendimizden utanıyoruzdur, kendimize ne sevgimiz ne saygımız vardır. Yüzümüz nefretten silinmiş, yok olmuştur. O yüksündüklerimiz bizim aynamızdır. Onları saklarken, kendimizi saklarız.

One comment

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s