Bir Oyun, Ben Cuma; Yüce Bekleyişin Sularında

Yaşadıklarını seçmeyip, olanlara maruz kalmışların; iki sınır arasında ne geriye dönmek ne ileriye adım atmakla malul olup arafta kalmışların; vitrinde özne olma isteğiyle dolu kuytularda sürgün nesnelerin, yıkıcı belirsizliğin, yüce bekleyişin ve şefkatli özlemin hikayesi Ben Cuma. Şimdi ve burada’nın boğucu kasvetinde dayanabilecek gücü ve kendini yarına taşıyacak ümidi nostaljinin merhametli sularında arayan kağıt toplayıcısı Cuma ve onun umut beslenen bir mesih kayba, uzak gelecekte dönmesi arzulanan ‘kahraman’ Cafer ağbiye yaktığı dokunaklı ağıdı. Enformasyon bombardımanı ve silsile dehşetler çağında savaş ardı, her gün göz önünde olan fakat her daim göz önünde olduğundan da aslında bilinmeyen, küresel hunhar fillerin koşusunda şuurla gözardı edilmiş yok-çimenlere, bakılıp da görülmeyenlere dair biraz tatlı biraz acı mikro bir anlatı. Hiç yapılmamış ve asla yapılmayacak olan bir yoklamaya yorgun ve kederli el sallayış…

2C15DB10-EAAA-4095-8AF5-67627DE9FC38
Cuma savaştan kurtulup, Halep’ten Türkiye’ye gelmiş biridir ve kızkardeşiyle Balat’ta barakada yaşamaktadır. Abisi Cafer uluslararası diplomasi koridorlarında her daim sınır kapılarına yığmakla tehdit unsuru olarak kullanıldıkları Avrupa’ya umut yolculuğunda kaybolmuştur. Ölmüş müdür yoksa yaşamakta mıdır, bir haber yoktur. Hayrandır Cafer abisine Cuma, kusursuzluğun ve kahramanın vücut bulmuş halidir onun için o. Oysa açık denizlerde rüya botları patır patır batmakta ve çoğu cansız beden kıyıya dahi vurmamaktadır. Öldüğünü kabul etmek istemez Cuma abisinin, kırgın ve kızgındır; kaybı reddedip yasta çırpınan herkes gibi o da bir yerlerde yaşadığını düşünür onun. Çaresizlik ve ümitsizlik girdabındayken bir arkadaşı video çekip internete koymasını söyler. Böylece dijital mesafesizilik, yaşıyorsa eğer somut fiziksel yakınlığı mümkün kılabilecektir. İşte bizim izlediğimiz, Amerikan filmlerine ve oyuncularına bayılan Cuma’nın “seyirlik acı”sıdır.

Perdeye yansıyan şahane video ve etkili iki müziğin önünde-ardında yer alan Adnan Devran şive tutarlılığı ve kamera karşısında duyulan tedirginliği Cuma’nın poz kesmeye hevesli ‘oyunculuğu’yla birleştirip sahneye aksetmesiyle ironik olacak ama iyi-başarılı bir oyunculuk çıkarmış biz seyirciye, tüm olanların seyircisine…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s